Premier Lig’de İngiliz patronlar azınlıkta

Manchester United’ın sahibi Amerikalı Glazer Ailesi, Liverpool’unki Amerikalı John W. Henry, Chelsea’nin büyük ortağı bir başka Amerikalı, Leeds United’ın İtalyan patronu, Newcastle United’ı satın alan Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Nottingham Forest’ın Yunan patronu…

20 kulüplü Premier League’de çoğunluk hissesi bir İngiliz’e ait sadece beş takım kaldı: Brentford, Brighton, Everton, Tottenham ve West Ham United. Amerikalı patronlar ligde çoğunluğu ele geçirmek üzere. Potansiyel el değiştirmelerle ve lige yeni çıkacak takımlarla beraber bu tablo biraz değişebilir ama bir eğilimi yansıtıyor.

Gazete Oksijen’den Alp Ulagay’ın haberine göre 1992 yılındaki Premier Lig çok daha farklıydı. Britanyalı ve İrlandalı kültürüyle yoğrulmuş bir lig söz konusuydu. Sahada büyük ekseriyetle Britanyalı ve İrlandalı oyuncular yer alırdı. Kulübede tamamen Adalar’dan teknik direktörler bulunurdu. Yönetim kurullarına da yerel İngiliz zenginleri hâkimdi. Eski İngiltere 1. Ligi’nin Premier League adı altında yeniden markalanmasının kültürel yapıyı bu kadar değiştireceğini kimse tahmin edemezdi elbette.

2013’TEN BU YANA ŞAMPİYON İNGİLİZ TEKNİK DİREKTÖR YOK

Önce 1995’teki Bosman kararıyla AB futbolcuları için serbest dolaşım başladı. Fransızlar, Hollandalılar, İskandinavlar bu kapıdan geçtiler. Onları dünyanın dört bir köşesinden gelenler takip etti. Bugün Premier League’eki oyuncu havuzunun yüzde 62’si yabancılardan oluşuyor. 1996’da Fransız Arsène Wenger’in Arsenal’in başına geçip İngilizlerden daha iyi iş yapabileceğini göstermesi teknik direktörlükteki algıyı da kırdı. Şu anda 20 takımı 13’ünün başında Adalar’ın dışından gelen teknik direktörler var. 2013’ten bu yana takımını şampiyon yapabilmiş ne bir İngiliz ne bir İskoç teknik adam var.

Ama asıl büyük değişiklik sahiplik yapılarında oldu. Burada çığır açansa Rus milyarder Roman Abramoviç oldu. 2003’ün mart ayında tribünden izlediği Manchester United-Real Madrid Şampiyonlar Ligi maçında ortama hayran kalan Abramoviç İngiltere’de bir kulüp sahibi olma hayali kurmaya başladı. Birkaç hafta sonra Chelsea için imzalar atıldı. 2005’te Manchester United’ın Amerikalı Malcolm Glazer’ın satın almasıyla beraber büyük takımlar da el değiştirmeye başladı. Bugün şöyle bir durumla karşı karşıya Premier League: Patronlar ile yerli taraftar kitlesi arasındaki uyumsuzluk.

FUTBOLSEVERLER KULÜP SAHİPLERİNİ ‘SEVMİYOR’

Yeni milyarder patronlar bazı mevcut kurallardan memnun değiller. Özellikle ABD’de takım sahipliği yapan ya da yapmış patronlar bazı değişikliklerin yollarını arıyor. Buna karşılık statları dolduran kitlenin büyük bölümü hâlâ İngiliz. Bu kitle dededen ya da babaanneden miras bir sevgiyle sarıldıkları kulüplerine dair çok büyük değişiklik yapılmasından yana değil. Bu, geleneklerine bağlı dediğimiz İngiliz futbolseverler 20-25 yılda yabancı teknik direktörleri ve oyuncuları bağrına bastı. Ama kulüp sahiplerine aynı duygularla yaklaşmıyorlar.

İlk başta büyük vaat ve sermaye koyarak geldi yeni patronlar. Ancak baktılar ki bu futbol patronluğu sürekli cepten sermaye eklemeyi gerektiriyor, reform ve yenilik istiyorlar. Mesela yabancı patronlar yayın geliri paylaşımındaki dengenin büyük kulüpler lehine bozulması için yıllardır çabalıyor. Ülke dışı gelirin eşit paylaşılması ilkesi bu sebeple değiştirildi. Yine Liverpool ve Manchester United’ın patronları Avrupa Süper Ligi projesine balıklama atladılar. Veyahut Chelsea’nin 10 aylık patronu Todd Boehly ayağının tozuyla geldiği Premier League’de All-Star maçı, takvim değişikliği gibi konulardan söz edebiliyor.

Öyle zannediyorum ki İngiltere’de çok sağlam ve köklü taraftarlık kültürü olmasa, özellikle Amerikalı patronlar Premier League’i kapalı bir lig yapmak için hemen harekete geçerlerdi. Yani ligden düşmenin olmadığı, hep aynı 20 takımın mücadele ettiği bir lig. Böylece kâr-zarar hesabı yapmak çok daha kolay olurdu. Bununla beraber özellikle kıta dışından gelen patronların şunu kavraması lazım: Futbol Avrupa’da öyle bir kök salmış ki bunun bazı ilkelerini kolay kolay söküp atamazsınız. Başka yollar bulmak durumundalar. Bu da belki küresel taraftarları yeni teknolojilerle sisteme dahil etme yoluyla sağlanacak.

19 KULÜBÜN 16’SI ZARAR ETTİ

Premier League’deki patronları endişelendiren bir mali tablo var: Sürekli net zarar açıklayan kulüpler. Vysyble’ın araştırmasına göre geçen sezonki hesaplarını açıklayan 19 kulübün 16’sı zarar etti. Net kâr açıklayan üç takımsa Brentford, Brighton ve West Ham United. Buna karşılık Chelsea, Man United ve Tottenham’ın net zararı 100’lerce milyon sterlin seviyesinde. Toplam zarar ise yaklaşık 938 milyon sterlin. Belki bir iki sezon göze alınabilir ama bu zararın kronik hale gelmemesi için bazı önlemler
alınması şart.

Premier League’de takım sahipleri

• Arsenal – Stan Kroenke (ABD)
• Aston Villa – Nassef Sawiris (Mısır) + Wes Edens (ABD)
• Bournemouth – Bill Foley (ABD)
• Chelsea – Todd Boehly (ABD)
• Crystal Palace – Joshua Harris, David Blitzer ve Steve Parish (ABD ve İngiltere)
• Fulham – Shahid Khan (ABD)
• Leeds – Andrea Radrizzani, İtalya + York Ailesi (ABD)
• Leicester – Srivaddhanaprabha Ailesi (Tayland)
• Liverpool – John W. Henry (ABD)
• Manchester City – Sheikh Mansour (BAE)
• Manchester United – Glazer Ailesi (ABD)
• Newcastle – PIF (Suudi Arabistan)
• Nottingham Forest – Evangelos Marinakis (Yunanistan)
• Southampton – Dragan Solak (Sırbistan) + Rasmus Ankersen ve Henrik Kraft
• Wolves – Fosun International (Çin)
• Brentford – Matthew Benham (İngiltere)
• Brighton – Tony Bloom (İngiltere)
• Everton – Farhad Moshiri (İngiltere ve İran)
• Tottenham – Joe Lewis (İngiltere)
• West Ham – David Sullivan ve David Gold (İngiltere) + Daniel K?etínský (Çekya)

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir